CUMHURİYET DÖNEMİ TİYATROSU

14/4/2009 · Kategori: TIYATRO

Cumhuriyetin ilânından günümüze kadar geçen döneme Cumhuriyet dönemi tiyatrosu diyoruz. Bu dönemde, Türk tiyatrosu, oyuncusunu, yazarını yetiştirir. Ankara'da da Devlet Konservatuvarının kurulmasıyla tiyatro, Anadolu'ya da açılır. Ancak günümüzde de bu açılımın yeterli olduğu söylenemez. Muhsin Ertuğrul, Cumhuriyet döneminde de olumlu çabalarıyla tiyatronun her aşamasının öncüsü olmuştur.

Millî Edebiyat dönemi tiyatro yazarlarından bir kısmı, Cumhuriyetin ilk yıllarında da eser vermeyi sürdürürler.

Cumhuriyet dönemi ve günümüz tiyatro eserlerinin oluşumuna baktığımızda, her oyunu bir etiketle belirleyip bunların yalnızca "o" olduğunu söylemek zordur. Trajik bir gelişim içinde gülünç olanı da görebiliyoruz. Modern trajedinin kahramanları artık krallar, prensler değil; günlük yaşam içinde pek göze batmayan sıradan insanlardır. Komedinin kahramanları arasında, krallarla soytarılar yan yana olabiliyor. Ayrıca dram türünün kapsamı da oldukça genişlemiştir.

Bugün oyun yazarı, -türlerin tarihsel özünü korumakla birlikte- alışılagelmiş türlerin, yalnızca birinin içinde yer almayan oyunlar yazabiliyor.

Cumhuriyet döneminde Faruk Nafiz Çamlıbel; Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman gibi oyunlarıyla ilgi görür. Reşat Nuri Güntekin, Cumhuriyet sonrasında Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti, Balıkesir Muhasebecisi adlı oyunlarını yazar.

Cumhuriyet döneminin diğer tiyatro yazarları ise; Ahmet Kutsi Tecer, Cevat Fehmi Başkut, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Kurşunlu, Orhan Kemal, Oktay Rıfat, Haldun Taner, Aziz Nesin, Melih Cevdet Anday, Tarık Buğra, Necati Cumalı, Orhan Asena, Yaşar Kemal, Cahit Atay, Refik Erduran, Turgut Özakman, Güngör Dilmen, Turan Oflazoğlu, Vasıf Öngören ve Başar Sabuncu gibi isimlerdir.

Özetleyecek olursak; Cumhuriyet dönemi tiyatromuzda her açıdan gelişmeler olmuştur. Bugün üniversitelerimizde de tiyatro kürsüleri (bölümleri) kurulmuştur. Başarılı çalışmalar yapılmaktadır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TİYATROSU

14/4/2009 · Kategori: TIYATRO

Bu dönemde özel tiyatroların yanında Darülbedâyi'nin kuruluşu (1914), tiyatronun gelişmesi açısından önemli bir aşamadır.

Darülbedâyi (Güzel Sanatlar Okulu); sanatçı yetiştirecek, tiyatro eğitimi verecek, tiyatroyu okullaştıracak bir kurumdur. Bu kurumun başına Fransız tiyatrosunun ünlü rejisörlerinden Andre Antoine (Andre Antuvan) getirilir. Burada okuma, telâffuz, dram, dans, edebiyat gibi dersler verilir, önemli tiyatro adamları yetiştirilir.

Ünlü tiyatro adamımız Muhsin Ertuğrul da Darülbedâyi'de öğretmenlik yapar. Daha sonra (1927-1928) Darülbedâyi'nin başına getirilir ve çağdaş tiyatronun kurulmasına büyük katkıları olur. Bu döneme kadar kadın oyuncular azınlıklardan seçilmekteydi. İlk defa Müslüman kadın oyuncu Afife Jale'nin sahneye çıkmasıyla Müslüman kadınlara da sahne yolu açılmıştır.

Millî Edebiyat döneminde Türkçülük akımı, tiyatroda daha fazla hissedilir. Ancak savaş yıllarıdır. Ekonomik sorunlar, karamsarlık, yılgınlık da vardır. Bunlar tiyatroya da yansır. Siyasal ve belgesel nitelikli oyunlar, istibdat dönemi eleştirileri, saray yaşamı, sosyal dramlar ve aile dramları tiyatroda ilgi görür. Yakın tarih, Türk dünyası idealleri tiyatro eserlerine konu olur.

İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci, Musahipzade Celâl, bu dönemde sadece tiyatroyla uğraşan yazarlardır. Ayrıca Aka Gündüz, Reşat Nuri Güntekin, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Mithat Cemal Kuntay, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Raif Necdet gibi yazarlar da tiyatro eserleri yazmışlardır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

MEŞRUTİYET DÖNEMİ TİYATROSU

14/4/2009 · Kategori: TIYATRO

1860 yılında İbrahim Şinasi, Tercümân-ı Ahvâl gazetesinde "Devlete asker veren, vergi veren, devlet buyruklarını yerine getiren millet, devletin iyi mi, kötü mü yönetildiği hakkında düşündüklerini söyleme hakkına sahiptir." düşüncesini ileri sürer.

Şinasi'nin bu düşüncesi Namık Kemal tarafından da benimsenir ve tüm baskılara karşın sürekli işlenir.

II. Abdülhamit meşrutiyet yönetimini kurmaya, anayasa yaptırıp yurdu ona göre yönetmeye, meclisi ve senatoyu toplamaya söz vererek padişah olmasına karşın bu sözlerini yerine getirmez. Fakat özgürlüğü sağlamak için yıllarca yapılan gizli çalışmaların ve baskılara direnen aydınların çabaları sonucu II. Abdülhamit 1908'de II. Meşrutiyeti ilân etmek zorunda kalır.

1908'den sonra başlayan yeni dönemde tiyatro çalışmaları hızlanır. Tanzimat dönemi yazarlarının yasaklanan oyunları yeniden sahnelenir. Tiyatro, topluma hizmet veren yarı resmî bir nitelik kazanır. Cumhuriyet tiyatrosunu hazırlayan gelişmelerin temeli bu dönemde atılır.

Meşrutiyet tiyatrosu, Servet-i Fünûn, Fecr-i Âti ve Millî Edebiyat dönemini kapsar.

Servet-İ Fünûn Dönemi Tiyatrosu

Servet-i Fünûn dönemi sanatçıları gerek sanat anlayışları, gerekse Abdülhamit istibdadının getirdiği baskılar ve sansür nedeniyle tiyatro türüyle fazla ilgilenmemişlerdir. Çünkü tiyatroya büyük destek veren Ahmet Vefik Paşa, görevinden alınmış, Ahmet Mithat Efendinin yazdığı Çerkez Özdenler adlı piyesin oynanması nedeniyle de Gedik Paşa Tiyatrosu yıktırılmıştır. Ancak, sanatçılar 1908'den sonra bazı tiyatro eserleri verirler. Halit Ziya Uşaklıgil, romanları kadar başarılı sayılmayan Kâbus'u yazar. Fare ve Fürûzan adıyla iki uyarlama yayımlar.

Cenap Sahabettin de Yalan ve Körebe adlarıyla iki oyun yazar. Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy, Hüseyin Suat 1908'den sonra tiyatro eseri veren yazarlardandır. Bu dönemde konular genellikle aile çevresinden seçilir.

Fecr-i Âti döneminde de tiyatro çalışmaları sönük geçmiştir. Konular genellikle bireysel yaşamla ilgilidir. Tahsin Nahit, Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi yazarlarımızın tiyatro alanında eserler yazdığı görülür.

Yorum (yok) Yorum yaz!

MODERN TÜRK TİYATROSU,TANZİMAT TİYATROSU

14/4/2009 · Kategori: TIYATRO

Bizde Karagöz, orta oyunu, meddah gibi geleneksel oyunlar dışında, Batılı anlamda tiyatro eserlerinin yazımı Tanzimat'ın ilânından sonra başlar. Bununla birlikte, Tanzimat öncesinde de İstanbul'da bir tiyatro yaşamı vardır. III. Selim döneminde sarayın içine ve İstanbul'un çeşitli yerlerine tiyatro binaları yaptırılır. 1860'lı yıllarda Hoca Naum ve Güllü Agop gibi tiyatro adamları, Osmanlı tiyatrosunun kurulmasında ve Türkçe temsiller vermesinde öncülük ederler.

Güllü Agop, Gedikpaşa Tiyatrosunu kurar (1869) ve birçok oyunu sahneye koyar. Bu arada on yıl süreyle tiyatro oynatma yetkisi, Güllü Agop'a verilir. Güllü Agop'a verilen bu yetkinin Türk tiyatrosunun önünü kestiğini düşünen Kavuklu Hamdi gibi tiyatro adamlarımız Tuluat tiyatrosunu kurarlar. Tuluat tiyatrosu, Batılı tiyatro ile geleneksel orta oyunu özelliklerinin karışımından doğan halk tiyatrosudur.

Batılı anlamda ilk yerli tiyatro eserimiz, Şinasi'nin 1859 yılında yazdığı Şair Evlenmesi'dir. Bir perdelik komedi olan bu eser, 1860 yılında Tercümân-ı Ahvâl gazetesinde bölüm bölüm yayımlanır. Ancak bu eserden önce yazılmış iki tiyatro eserimiz daha vardır. Bunlardan biri 1800'lü yıllarda yazıldığı sanılan "Vak'ayi-i Acibe ve Havadis-i Garibe-i Keşfger Ahmet" (Pabuççu Ahmet'in Garip Vak'aları ve Sergüzeştleri) adlı eserdir. Bu eser 1956 yılında Prof. Fahir İz tarafından Viyana Millî Kütüphanesinde bulunmuştur. İskerleç adında bir yazara ait olan eser üç perdelik bir komedidir. Diğer eser ise Hayrullah Efendinin 1844'te yazdığı "Hikâye-i İbrahim Paşa ve İbrahim Gülşenî"dir. Bu da dört perdelik acıklı bir dramdır. Her iki eserin varlıkları geç öğrenildiği için Şair Evlenmesi ilk tiyatro eserimiz kabul edilir.

Şinasi'den sonra Ali Haydar "Sergüzeşt-i Perviz" ve "İkinci Ersas" adlı manzum oyunlarını yazar. Bu oyunlar, teknik zayıflıklar içeren trajedilerdir. Yazarın ayrıca komedileri de vardır.

Tanzimat döneminin yazarları arasında en etkili olanlar, Namık Kemal ve Ahmet Vefik Paşadır. Namık Kemal'de romantizmin etkileri vardır, oyunları dram türündedir. Ahmet Vefik Paşa, Moliere'den çevirileri ve özellikle uyarlamaları ile başarıya ulaşır. Yalnız, Padişah Abdülaziz'in Meşrutiyet'e karşı olması, meşrutiyet yanlısı olan tiyatrocuları olumsuz etkilemiştir. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre adlı oyununun sahnelenişi sırasında ve oyun sahnelendikten sonra halkın, Abdülaziz aleyhine ve Şehzade Murat lehine yaptığı gösteriler Namık Kemal'in Magosa'ya, Ahmet Mithat Efendi ve Ebüzziya Tevfik'in Rodos'a sürülmelerine neden olmuştur.

1876 yılında Abdülaziz tahttan indirilir. Meşrutiyet yanlısı Şehzade Murat, akıl sağlığı bozuk olduğu için tahtta kalamaz. II. Abdülhamit, meşrutiyet yönetimi kurmaya söz vererek tahta geçer ve I. Meşrutiyet'i ilân eder. Abdülaziz döneminde sürgüne gönderilen yazar ve şairler sürgünden dönerler. Ancak II. Abdülhamit, kısa bir süre sonra anayasayı yürürlükten kaldırır ve meclisi dağıtır. Bütün yetkileri kendinde toplar. Bundan sonra, tarihimizde "istibdat dönemi" olarak bilinen baskı ve sürgün dönemi başlar.

Tanzimat döneminde Direktör Âli Bey, tiyatro eserleri yazdığı gibi, tiyatronun sanatsal yönüyle de ilgilenir. Ayrıca Ahmet Mithat Efendi, Ebüzziya Tevfik, Şemsettin Sami, Manastırlı Rıfat gibi yazarlarımız tiyatro türünde eser verirler. Tanzimat'ın ikinci döneminde Recaîzade Mahmut Ekrem, başarılı sayılan tiyatro eserleri yazar. Abdülhak Hâmit Tarhan ise oyunlarını okunmak için yazar. Ancak Abdülhamit'in getirdiği sansür nedeniyle tiyatro alanında bir durgunluk görülür. Bu durgunluk, II. Meşrutiyet'in ilânına kadar sürer.

Tanzimat tiyatrosu, toplumun eğitimini amaçlar. Tanzimat dönemi sanatçıları, düşüncelerini topluma aktarmada en etkili araç olarak tiyatroyu görürler. Namık Kemal'e göre "Ahlâk bakımından tiyatronun hizmeti; gazetelerden, kitaplardan daha fazladır. Tiyatro, millete verilmek istenen mesajların en dinamik aracıdır."

Seyit Kemal Karaalioğlu, Tanzimat tiyatrosuna ilişkin; "Konular tarihten, dış ülkelerden, bireysel olaylardan alınır. Gelenekler, görenekler, vatan, millet, yurtseverlik temaları işlenir. Çevirilerden uyarlamalara, klasisizmden romantizme geçilirken komediyle dram arasında görünür. Toplum için sanat' yapılırken konuşma diline, 'sanat için sanat' yapılırken güzel, etkili öz söylemeye, edebî dile gidilir." değerlendirmesini yapmaktadır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::